Amerikalı Genç Ulemanın Yükselişi: Dava OUT, Da`wah IN 29.01.2016 15:38 Dosya 2506 Mehmet Lütfi Arslan Şunun şurası 200 yıllık bir devletleri var, ama 50’li yıllardan itibaren sadece dünyayı değil, algımızı, zihnimizi ve hayat tarzımızı yönetme iddiasındalar. İşin kötüsü bunu başarıyorlar da… ABD’den bahsediyoruz. İslam coğrafyasının mazlumluğunu artıran operasyonları ve dışarıdan Müslüman göçmen kabul etmemeyi tartışacak bir akıl tutulması ile anılan bu ülke son dönemde ilginç bir ihracat kalemine daha sahip olacak gözüküyor. Ne mi dersiniz? ABD topraklarında yetişen genç Müslüman âlimler… Bunlara ilim adamı demek yetmez aslında, sosyal girişimci daha uygun bir tabir. Anadili İngilizce, Kur’an ve Sünnet’e vukufiyeti yüksek, tebliğ ve irşat vazifesini hayatlarının birinci işi yapmış yeni nesil Amerikalı sosyal girişimciler, ilk defa İslam dünyasının coğrafi sınırlarının dışında bir etki alanı oluşturmayı başarıyorlar. Çoğunu internetten tanıdığımız bu isimlerin or...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Uluslararası ihanet ağı: Sykes-Picot işbirliği Abdulbari Atvan “Sykes-Picot anlaşmasının imzalanmasının üzerinden 100 sene geçti ancak Batı daha işini bitirmedi.” Çeviren;Melahat KEMAL Yüz sene önce bu ay, I. Dünya Savaşı'nın tam ortasında İngiltere ve Fransa'nın görece küçük rütbeli iki yetkilisi savaştan yenik çıkması muhtemel görünen Osmanlı İmparatorluğu parçalayacak anlaşmaya imza attı. Mark Sykes İngiltere parlamentosunda milletvekili, Francis Georges-Picot da Fransa'nın Beyrut eski başkonsolosuydu. 1916 Sykes-Picot anlaşması ile Akdeniz sahilinden İran sınırına kadar diagonel bir hat çizildi: kuzeydeki bölgeler Fransa'ya verilirken güney bölgeler İngilizlerin kontrolüne bırakıldı. Devrim öncesi Rusya'sı anlaşmayı desteklemişti. Ancak her şey Bolşevik bir sene sonra iktidara gelmesi ve “haince” belgelerin kopyalarını ele geçirip dünya kamuoyu ile paylaşmasının ardından gün yüzüne çıktı. 1516 yılından beri Osmanlı İmparatorluğu'nun kontrolü...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Rolünü Tamamlamış Bir Rejim; Sunni Hilafet Teorisi Atilla MORÇOL Konya/31.01.2012 “ İslam, insanlık ortak aklının ürettiği düşünce ve araç, gerece üretenin kimliğine bakmaksızın meşru görmekte ve alınıp istifade etmeyi caiz saymaktadır. [1] Zira “akıl” Allah’ın ayetlerindendir ve akıl ayetinin ürettiği maruf, doğru ve faydalı her şeyden istifade etmek Müslümanlar içinde insanlık içinde bir haktır. Nihayetinde her şeyin sahibi ve yaratıcısı ancak Allah’tır. Bu itibarla Batı aklının ürettiği iyi ve faydalı olan bir şeyi batılıdır diye reddetmek makul bir davranış değil, asabiyetten kaynaklanan bir yaklaşım olduğu açıktır.” G İ R İ Ş Kur’an da ve Sünnet’te Ümmetin ya da Müslüman toplumların yönetim şekliyle ilgili bir model rejim emredilmemiştir. Rasulullah’ın Medine’deki yönetimi,nevi şahsına müteallik,risaletin bir parçası olarak ve tamamen Allah’ın kontrolünde,denetiminde ve direktifinde cereyan eden bir yönetimdir. Yöne...