İslam ve gücün teolojisi Halid Ebu el Fadl Yorumcular, İslam medeniyetinin Müslümanları modern çağda derin bir yabancılaşma ve incinmişliğe terk ettiğinden dolayı İslam'ın bir kimlik krizi yaşadığını 1980'lerin başından beri savunuyorlar. Müslüman ulusların karşı karşıya kaldıkları meydan okumalar – kalkınma projelerinin âkim kalması, yerleşik otoriteryan rejimler ve İsrail'in kavgacı eğilimine cevap verilememesi –köktenci hareketlerin yükselişine veya çoğu yorumcunun tercih ettiği ifadeyle, siyasi İslam'ın yükselişine katkıda bulunarak mukabele eden bir hüsran ve öfke duygusuna yol açtı. Fakat New York ve Washington'da işlenen kitle kıyımının vahşiliği çoğu yorumcuyu savunmasız yakaladı. Bu saldırıların gaddarlığı ve ahlak yoksunluğu gayri Müslimleri olduğu kadar Müslümanları da sarstı. Terörizm dediğimiz aşırı siyasi şiddet, bir toplumun siyasi dinamikleriyle alâkası olmayan bir sapma değildir. Terörizm, kendilerini güçsüz hisseden ve hedefledikleri gru...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Gayr-i Müslimlerle İlişkiler Abdulaziz BAYINDIR Son yıllarda İslama muhalefet eden kişi ve kuruluşların bazı fiillerine yönelik olarak gelişen birçok olay sebebiyle Gayrimüslimlerle ilişkilerin Kur’ân’daki dayanaklarının ve Peygamberimiz tarafından yapılan uygulamaların bilinmesi büyük önem taşımaktadır. İslama karşı yapılan saldırılar karşısında Müslümanların sergilemesi gereken tavrı belirleyen âyetler ve hadisler şunlardır: “Allah , din hususunda sizinle savaşmayan ve sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve değer vermenizi yasaklamaz. Allah değer bilenleri sever. [1] Allah sadece, din hususunda sizinle savaşmış, sizi yurdunuzdan çıkarmış ve çıkarılmanıza destek vermiş kimselere yakınlık göstermenizi yasaklar. [2] Onlara yakınlık gösterenler zalimlik etmiş olurlar.” (Mümtehine 60/8-9) Âyetler, gayrimüslimler için üç kırmızıçizgi belirlemiştir: 1. Dinimizden dolayı bizimle savaşmaları, 2. Bizi yurdumuzdan çıkarmaları, 3. ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Selefiler, Şiiler ve manipüle edilmiş tarih M.Muhtar Şankiti Timetürk/ 20.03.2008 Bir halkın toplumsal hafızası gerçeklerden uzaklaştığında tarihin esiri olur. Bu durumda, geçmişte gerçekten meydana gelmiş olaylarla ilgili tarihe ilişkin bir bilinç oluşmaz, oluşan sadece olması gerekene odaklanmış geçici bir tasavvurdur. İslam dünyasında Selefilerle Şiiler arasındaki çatışmayı takip edenler, bu anlaşmazlığın en önemli nedenlerinden birinin sadece Asr-ı Saadet döneminin değil bütün aşamalarıyla İslam Tarihinin yorumlanmasından kaynaklandığını görürler. Bunun içine, Moğol işgali, Haçlı Seferleri ve Osmanlı Devleti'ne ilişkin dönemler de girer. Ancak bu anlaşmazlık olaylara ve olayların anlamına ilişkin akademik bir tartışma değildir. Akademik tartışmalar genelde kan akmayla sonuçlanmazlar. Bilakis, geçmişin olaylarını hassas bir şekilde irdeleyen bir yorum biçimine dayanmayan, birbirine karşıt iki toplumsal hafızanın birbiriyle çatışmasından ortaya çıkan bir anlaşmazlıktır bu...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Müslüman Toplumların Yönetim Şekli Üzerine Bir Deneme Zorba Kardeşin Karşısında Habil Olabilmek Fıtrat “barış/sulh” karakterlidir, çatışma ve kaos değil. Yani ‘Müslim’dir. Adem as dan bu yana gelmiş ve geçmiş tüm elçiler,resuller ve peygamberlerin barış eksenli bir Davet yöntemi izlemeleri bundandır. Dinde zorlama yoktur. Birey açısından da böyledir, toplumlar içinde. Savaş arızidir, barış ve kardeşlik esastır. Neticede insanlar birbirlerinin ya dinde kardeşidir yada beşer olarak kardeştirler. Baskı ve şiddetin yani Savaş’ın kapısı bir kez açıldığında bunun sonunun gelmeyeceği malumdur. Bu durumda artık şiddet ve zorbalık, siyasetin bir parçası olur. Habil’in idealist barışçıl tavrı, Kur’an da örnek gösterilir; " Eğer Sen Beni öldürmek için Eli’ni Bana uzatacak olursan, Ben Elim’i Sana uzatacak değilim. Çünkü Ben Alemler’in Rabb'i olan Allah'tan korkarım,Elbette Senin kendi Günahı’nı ve benim Günahım’ı yüklenm...