Kayıtlar

Resim
Ruanda Soykırımı ve Fransa'nın rolü 06 Haziran 2012, 16:09 İbrahim Tığlı'nın Sivil Bakış'ın üçüncü sayısında yayımlanan makalesidir. Ruanda Soykırımı ve Fransa’nın rolü 1994 yılı gerek Türkiye’de gerek dünyada uzun bir yıl. Türkiye’de ekonomik kriz, güney doğuda çatışmalar bütün hızıyla devam ederken  Balkanlarda Boşnak Müslümanlar, Sırplar tarafından yapılan katliama maruz kalıyorlardı. Medeniyetler çatışması tezinin tartışıldığı bir zamanda Ruanda’da 100 gün içinde gerçekleşen katliamda 800 bin insan hayatını kaybetti. Dünya katliam haberlerini katliam başladıktan 15 gün sonra duydu ve eski Fransa devlet başkanı Mitterand’ın dediği gibi “Afrikada olağan şeyler “yaşanıyordu. Bu katliam bütün kesimler tarafından görülmedi, üzerinde durulmadı ve katliamın arkasındaki gerçek suçlular aranmadı. Solcusundan liberaline, Muhafazkarından Kemalistine insanlığın duyarsız kaldığı, görmediği “gerçek” bir soykırım yaşandı. Soykırımı gerçekleştirenler görünürde Ruanda’da da...
Resim
Faruk  Beşer 1952’de Trabzon'da doğdu. İmam Hatip okulundan sonra Erzurum İslamî İlimler Fakültesinden mezun oldu. Bitirdiği Fakültede İslam Hukuku dalında "İslamda Sosyal  Güvenlik" adlı teziyle doktor unvanı aldı. Bu arada Diyanet İşleri başkanlığına bağlı olarak 8 yıl muhtelif görevlerde bulundu. İslam önderleri artık meseleye müdahil olmalı "İlk aklıma gelen ve iyi niyetinden şüphe etmediğimiz oluşumlar: Toplumda bilinen adlarıyla   Nurcular, Süleymancılar, Işıkçılar, Adıyaman Cemaati, Hüdai Vakfı çevresi, Mahmut Efendi Cemaati, İskender Paşa Cemaati, İttihadululema, kurulan ve kurulmakta olan birden çok âlimler birliği, etki alanı bulunan diğer kanaat önderleri ve benzerleri . Bunların her biri için eleştirileriniz, rezervleriniz bulunabilir. Ama kendi içinizde diyaloğa giremezseniz eleştirileriniz ve ardından da düşmanlıklarınız artarak devam eder, sonuçta da en büyük düşmanınız olan nefsiniz/kendiniz sizi dağıtır, perişan eder."    Eylü...
Resim
Vesayetin dindarlara “yenilmesi” bir lütuftur... Soğukkanlı kalarak manzaraya baktıklarında bunun bir yenilgi değil, demokratik bir eşitlenme durumu olduğunu görecekler. İleri tarihlerde çocuklarımız birbirine düşmeyeceklerse bugün bu eşitlenmeyi başarırsak olacak bu. İnşallah... 20.08.2015 09:22     Markar-Esayan markaresayan@hotmail.com Kutuplaşma konusu son yılların favori olgusu. Evet bu bir olgu çünkü hiçbir toplum kesimi sonsuza kadar parya olarak yaşayamayacağı gibi, “efendiler” de efendilik konumunu yitirme olasılığından hazzetmezler, öyle itirazsız buyur etmezler. Dolayısıyla ortaya bir gerilim çıkar. Türkiye'de bu türden son hamle, tarihi bir başarı göstererek AK Parti siyasi kimliği ile son 13 yıldır boy gösteriyor. Bu hareket, aslında Batıcı laikçilerin de karşısında “yenilecekleri” en münasip kesim. Yani, eğer ben seksen yılda ülkeye bu kadar bedel ödettikten, çoğu şeyi elime gözüme bulaştırıp, son safhasında 40 bin ölüme mal olmuş bir bölünme...
Resim
          Tarihin Temel Çelişkisi;Hak ve Batıl Çatışmasıdır. Atilla Morçol Konya;03.08.2015 Kimden gelirse gelsin,her Lüks ve israf; aç gözlülerin Yeryüzündeki İlahi düzeni tahrip etme girişimidir. Lüks ve israf;Şirke dayalı dünya görüşünün ideolojidir.Kaynaklar sınırlı,İhtiyaçlar sınırsız olduğuna inanınca; şeytan onları aç kalma endişesine sevk eder.Tekasür ve kenz infaka üstün gelir.Karun ve Bahçe Sakinleri ortalığı doldurur;mütref  bir sınıf topluma egemen olur.Servete ve makama hürmet yaygınlaşır,taqva ya takdir kaybolur,muttaqiler horlanır. Müminlerin Tevhide dayalı dünya görüşü; ihtiyaç kadar üretmek,ihtiyaç kadar tüketmeyi öngörür.Mü’min paylaşımı Allah’a güvenin temeli görünce de; biriktirme ve mülkiyet hastalığından korunur.Allah’ın üzerine müstahlef kıldığı servet(Nimet) mümin için; ahret yurdunun tarlasına ekilecek tohum olur. Davetimiz;Şirke dayalı dünya görüşünden,Vahyin inşa ettiği Tevhidi dünya görüşüne;cahili hayat tarzın...
Resim
Avni Özgürel: Ajan olsam söylerdim; MİT TIR'ları haberi ben dahil herkese servis edildi, yazmadım 'Deniz Baykal’ın başka kasetleri var'   Kaynak: Aksiyon -   A   + HABER Hazal Özvarış TARİH 30 Temmuz 2015 00:03 yazan  Perihan Mağden ’in “Sahiden yok mu aramızdaki ajanları merak eden” dediği  T24 'teki yazısı tartışmanın son demlerine rast geldi ve bir sonraki ateşlemeye kadar konu yine rafa kaldırıldı. Rafa kaldırma hızı, gündeme gelen kimi meseleleri hak ettiği ayrıntılarla tartışmadan tüketme alışkanlığına bağlanabilir. Ancak ajanlık,  derinleşmesi zor bir konu. Zira, genel çıkarımlar, mırıldanmalar ve niyet bildirimlerini aşmak ancak herkesin erişimine açık olmayan bilgilere vakıf olunca mümkün.   Konu ajanlık olunca, gazetecilik de beşinci kol faaliyeti olarak yürürlüğe giriyor. Gazetecilik, ajan veya bir şekilde kullanılan/yararlanılan "gazeteciler"le de itibarsızlığa yakalanıyor. Gazeteciliğin karanlık yo...