Kayıtlar

Mustafa Özcan - Yeni Akit 2011-04-06 ‘Beyaz Devrim’   Arap dünyasında yaşanılanlar tartışılıyor. Kimileri yaşanılanları, devrim olarak algılamıyor. Halbuki, kanaatime göre bu 100 yıllık gecikmeli bir devrim. 1916’daki Es Sevretü’l Arabiyyetü’l Kübra’nın (Büyük Arap Devrimi) 100 yıl gecikmeli olarak doğru adrese yönelmesidir. Victor Hügo’nun ifadesiyle vakti gelmiş bir devrimdir. Yani 1916 yılında Osmanlılara karşı İngiliz kışkırtması olan ve az sayıda Arap’ın katıldığı devrim, devrim değil isyan ve kalkışmaydı. Şimdi ise olması gereken yani gerçek bir devrim yaşanıyor. Lakin bazıları bunu 1916’dakinin aynısı olarak görüyor ve arkasında İngiliz ve Amerikan parmağı arıyor. Bazı...
Seyreden Tarihin Kilitlenmesi Atilla Morçol Kayseri;05.04.2011 İnsanlığın serüveni, Adem as ve eşinin yeryüzüne gönderilmesiyle başlar. Tarih ise Âdemin iki oğlu arasındaki kavgayla! Habil Âdemin varisidir. Kabil ise tuğyan ve istikbar olarak beliren batılın mümessilidir. Habil; Babası Âdemden tevarüs ettiği İnsaniyet mektebini, Kabilse şeytani yet mektebini temsil eder. Ve insanlık tarihi, her iki blokun çatışması tarihidir.             İnsanlığın ya da beşeriyetin Tarihi Yönü ne tarafadır? Tarih hangi yöne doğru akmaktadır?  İyilik ve kötülük, devrimler ve karşı devrimler, hak ve batıl, selam ve çatışma,  barış ve savaş, özgürlük ve istibdat arasındaki çatışma ve çelişki,  tarihin başlangıcından buyana biteviye devam etmiş ve Kıyamete kadar da sürüp gidecektir. Zahirde ise, kâh Aydınlık egemen görünmüş; kâh karanlık! Ama aydınlığın karanlığa, hakkın batıla,  barışın savaşa, özgürlüğün köleliğe üstün geldi...
         Özgürlük Hareketlerinin Türkiye’ye Yansımaları Atilla MORÇOL Kayseri;01.04.2011             İslam Ülkelerinde 2011 Ocağında başlayan  Özgürlük Hareketleri; despot zalim rejimler tarafından  köleleştirilmiş müslüman halkların kendi özgürlüklerine sahip çıkma hareketi olarak temayüz etmektedir. Kölelikten kendi kanları ile bedel ödeyerek kurtulmanın yolunu seçen müslüman halklar,bedeli ağırda  olsa Özgürlüklerine kavuşacaklardır.  İslam Ülkelerinin bir kaçı istisna edilebilsede neredeyse tamamı despot totaliter oligarşiler tarafından yönetilmektedir. Ülkelerin servetleri bir avuç oligarşi tarafından sömürülmekte, demir yumrukla yönetilen müslümanlar eğitim,sağlık,adalet,refah,özgürlük gibi nimetlerden mahrum bırakılarak adeta köleliğe mahkum edilmişlerdir.             Sömürgeci güçlerin tasalludundan kurtuld...
İslam / Demokrasi ve Müslümanlar Atilla MORÇOL Kayseri;29.03.2011              Demokrasi bir dinmidir?  Bu soruya “evet” diyenler olduğu gibi “hayır” diyenler çoğunluktadır. Daha çok katı selefi akım mensupları ve bu akımın etkisinde kalanlar demokrasiyi “din” olarak görme eğilimindedir. Şia ve Sünni dünyada  birçok  alim,aydın şahsiyetler demokrasiyi olumlayan görüşe sahiptirler. Bunlardan biri meşhur allame Şeyh Muhammed  Huseyin Fadallah’tır. Bir diğeri  Türkiye’nin yakından tanıdığı Fethullah Gülen Hocadır.Her iki şahsiyetinde demokrasiyi olumladıkları bilinmektedir. Buna karşılık aşırı Selefi akımın en önemli temsilcilerinde halen Ürdün  Zindanlarında hapis olan Ebu Muhammed El-Makdisi şiddetle demokrasiye karşıdır ve O’nun nazarında “demokrasi” bir “şirk” ve “tağut” hükmündedir. Müslaman halkların çoğunlukla demokrasiye karşı sempatisi  hatta özlemi olduğu  bilinmektedir. Zi...
Ortadoğu devrimleri İslamcılığın evrimi mi? Prof. Dr. ÜMİT CİZRE; İstanbul Şehir Üniversitesi Star Gazetesi/28.03.2011 Dünyanın sayılı İslamaloglarından Gilles Keppel geçtiğimiz hafta Kudüs’teki Hebrew Üniversitesi’nde Ortadoğu’daki son gelişmeleri ‘anlamak’ amacıyla düzenlenen konferansta Tunus ve Mısır’da devlet başkanlarını deviren, Bahreyn ve Libya’da devirmeye çalışan, diğer komşu ülkelerde özgürlüklerin genişletilmesi talepleriyle statükoları sarsan sunaminin İslami bir dil, taban, liderlik ve içerikten yoksun olmasının olağanüstü bir öneme sahip olduğunu ve bu durumun radikal İslam’ın can çekişmesi anlamına geldiğini söylüyordu. Radikal İslam’ın kitleleri militanlaştırma anlamında 1990’lı yıllarda krize girdiğini ve 11 Eylül’ün bu krizin bir sonucu olarak yapıldığını ifade eden Keppel’e göre rejim deviren bu yeni hareketler, radikal İslam’ın sonunu ilan etmekte ve girişimci orta sınıfların omuzlarında yükselen  Türkiye tipi, siyasal sisteme katılımı “önce araç sonra...
İslamcı bir düşünürün şok tahlili Mustafa ÖZCAN/Dünya Bülteni/18.03.2011 Geçenlerde e-mail adresim üzerinden sorgulama kipinde garip bir mesaj aldım. Mesaj sahibi galiba kendi kendini vasi atayarak, Müslüman Kardeşler ve benzeri İslami hareketlerle alakalı içten analizlerimizden rahatsız olmuş ve İslami hareketlerin selametini bizi susturmakta buluyor. Herhalde biz yazmadıkça İslami hareketler sağlıklı kalacak! Bu tipler, hezimet dönemlerinde pek ortalıkta görünmezken, nedense güçlü görüntülü zamanlarda ortaya çıkarlar ve sonrasında yeniden gözden kaybolurlar. Biz mihnet dönemlerinde sıkıntı çekerken onlar sonrasında vekil olur. İslamcılar gündem kaçağı olduklarında bu arkadaşlar da Kaddafi’nin tabiriyle uykuya yatıyorlar. Ardından, son Arap Devriminde olduğu gibi hareket olduğunda ise mangalda kül bırakmıyor ve her şeyi kendilerine mal ediyorlar. Tanımadığım ve hiç bir derinliği olmayan bu zevatın irticali mesajlarını muhatap ve kaale almadım ama yine ısrarla ve sis...
İslami Camiada  Din-Devlet Tartışmaları / Hamdi TAYFUR  İslami Yorum/ İlkbahar 2011 “Din ve devlet” başlığı altında çıkarttığımız yaz–2010 sayısının ardından İslami camiada bu konuda muhtelif tartışmalar yapıldı. Yapılan tartışmalara ve eleştirilere başlıklar halinde biraz değinmemiz gerekiyor. “İslam Devleti” kavramından vazgeçmek Müslümanları depolitize mi eder? Tartışmaların merkezinde yer alan bir konu “İslam devleti” kavramından vazgeçmenin, Müslümanların siyasi ideallerinden vazgeçmeleri ve tamamen depolitize olmaları anlamına gelip gelmeyeceği meselesiydi. Bu tarz bir itiraz, “İslam devleti” kavramının yakın dönemlerdeki bazı düşünürler tarafından İslam tarihinde oluşmuş algılardan yola çıkarak üretilmiş insani bir proje ve öneri olduğunun anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Oysa siyaset, insanın toplumsal bir varlık oluşunun kaçınılmaz bir gerekliliğidir. Bu nedenle Müslümanlar siyasetten bigâne kalamazlar. Sorun, “İslam devleti”, “hilafet” gibi muhtel...